Copyright © Hakan Polat (HKNPLT)
Çeşitli Martavallar

Mitolojide mevsimler ve Nicomedia (İzmit)


Dünya tarihinde hiç şüphesiz ki Yunan Mitolojisinin yeri oldukça büyüktür. İnsan ve Tanrı anlayışını Mezopotamyalılardan aldıkları bilinen Yunanlıların mitolojik canlılığı ve güzelliği tarih boyunca insanoğlunu etkisi altına almış olmalı ki; günümüzde dahi şairlere, ressamlara, sanat ve edebiyatın neredeyse tüm dallarına ilham kaynağı olmuştur. Günümüz etiğine, siyasetine, yasalarına ve hatta felsefesine öncülük etmiştir.

İnanışa göre Yunan mitolojisinin kaynağı; varoluşun tohumlarını barındırdığına inanılan Khaos ile başlar. Sonraları Khaos tarafından Gaia (Toprak Ana) ve Uranos (Gökyüzü) yaratılır. Gaia ve Uranos birleşmesinden Brontes, Steropes ve Arges (Gök Gürültüsü, parıltı  ve şimşek) isimli üç Kyklop doğdu. Kykloplar alınlarının ortasında taşıdıkları tek gözleri ile yer altı alevini gökyüzü ateşine dönüştürüyorlardı. İkinci olarak Gaia ve Uranos elleri, başları, yüzü ve kolları olan Kottos, Briareus ve Gyes (Öfke,  Güç, Dehşet) adlı Hekatonkheirleri yarattılar. Ve nihayet Titanlar oluşturuldu.
Titanların zamanı kontrol eden gücü Kronos’tu ve Kronos kurnazlıklarıyla diğer kardeşlerini alt ederek tahta oturdu. Kendi evlatlarını yutmasıyla bilinen Kronos baş tanrı olmuştu. Kardeşi Rheia ile evlenen Kronos kendi çocuklarını yiyecek kadar da acımasızdı. Eşi Rheia korkusundan; çocukları olan Zeus, Poseidon, Hades, Hera, Hestia ve Demeter’i  gizlice doğurmuştur.
Babasına kızgın olarak yetişen Zeus Titanlarla savaşa girerek gücü ele geçirmiş Tanrıların başı olarak Yunan mitolojisindeki yerini almıştır.

Bu tanrısal inanış Yunanlıların dışında, yakın coğrafyada yer alan pek çok ulus devleti de etkisi altına almıştır. İskenderiye ve Antakya’dan sonra Asya’nın gözde yerlerinden biri olan Kocaeli ilimiz de bu inanışın etkisi altında kalan yerlerden birisi. M.Ö 2000 li yıllarda Bittni kavmi tarafından işgal edilen bölgemizde I. Nicomedes tarafından sonraları krallığa dönüşen Bithynia Devleti kurulmuş ve bugünkü adıyla İzmit yani Nicomedia başkent olmuştur.

Nicomedialılar; bereketli topraklarda elde ettikleri ürünlerini ve zenginliklerini sağlayan doğal kaynaklarını Propontis yani İzmit Körfezi’nde kurdukları deniz ticaret merkezinden Ege ve Akdeniz kıyılarındaki devletlere satarak krallıklarını daha da zenginleştirmişlerdir.  Sanata, edebiyata ve bilime ilgisiyle tanınan Nicomedes ve sonrasında krallık git gide güçlenmiş, bilinen dünyanın dikkatini çekmeyi başarmıştır.

O yılların en tanınmış yazarı Libanius anlatılarında şehrin güzelliklerini, kalesini, bağ, bahçelerini, evleri ve tapınaklarını anlata anlata bitiremez. Burada Zeus, Hermes, Athena ve Tyche gibi tanrılar kutsal günlerde anılırdı fakat bu tanrılar arasında Demeter’in (Tahıl, Toprak ve Bereket Tanrısı) yeri bambaşkaydı. Demeter bölge halkı için hayatı, bereketi temsil etmekle kalmıyor; halkın koruyuculuğunu yapıyor ve onları talihsizliklerden koruyordu. Demeter’in olduğu yerde gizem olmuyordu.

Demeter mutlu olduğunda toprak daha verimli oluyordu, doğa daha canlı. Demeter mutlu olduğunda insanlarda mutlu oluyordu.

 Afrodit ve Ares’in kızı Harmonia ölümlü bir kral ile evlenmeye karar vermiş ve ölümsüzler ile ölümlü soyluların katıldığı bir düğün töreni düzenlenmişti. Demeter bu düğünde bir ölümlüye ölümsüz bir aşkla bağlanır. Hiç kimseye fark ettirmeden düğünden kaçarak kırlarda dolaşmaya başlarlar. İki aşık mutluluk hayalleri kurarken Zeus kız kardeşinin yokluğunu fark eder, araştırmaya başlar. Demeter’i bir ölümlünün kollarında gören Zeus çılgına dönerek; bir yıldırımla genç aşığı küle çevirir. Aslında Zeus; kız kardeşi olmasına rağmen Demeter’in güzelliğine kapılmış, ona aşık olmuş ve kıskanmıştır. Zeus o günden sonra yaptığı baskılarla kardeşi Demeter’i kendisine dördüncü eş olarak alır fakat Demeter ölümlü gençten hamile kalmıştır ve bir oğul dünyaya getirir. Servet ve zenginlik tanrısı Plutos. Demeter ikinci çocuğuna Zeus’tan hamile kalır ve Persephone adında dünyalar güzeli bir kızı olur. Persephone tanrısal çocukların en güzelidir. Bir gün Demeter’in ilk çocuğunun kendisinden olmadığını öğrenen Zeus eşine acı çektirmek için hiçbir babanın evladına yapamayacağı bir kötülüğü öz kızı Persephone’a yapar. Demeter yıkılmış, üzgün ve kızgındır. Kızını korumak için Olympus’u terk eder, Bithynia da ıssız bir liman olan Calpe’deki mağaralarda saklanmak ister. Burası Demeter’in hayran kaldığı ve zaman zaman gelip kaynak sularında yıkandığı bir yerdir. Anne ve kızı burada saklanırlarken; Persephone’a büyük bir tutkuyla aşık olan Hades; yeryüzüne çıkamadığından aşkını bir türlü açıklayamadığı ve sadece ayak seslerinden izleyebildiği Persephone’u bulamadığı için durumu Zeus’a anlatır ve ondan yerini söylemesini ister. Zaten istediğini almış olan Zeus Demeter ve Persephone’nun saklandığı yeri bilmektedir. Persephone’nun yanında bir sümbül ağacı yaratır ve Hades’e yerini söyler. Hades, Demeter yıkanmak için kızının yanından ayrıldığında Persephone’u kaçırır ve bir mağaranın içerisinden hızla yer altına iner. Geldiğinde kızını bulamayan Demeter çılgına döner her yerde arar fakat bulamaz. Çaresizlik içinde Zeus’dan yardım ister fakat Zeus yerini söylemez.  Demeter artık hayata küsmüştür, üzüntüsü her geçen gün büyür. Demeter’in bu haline üzülen;  her şeyi  gören ve bilen güneş tanrısı Helios ona kızının yerini söyler. Yüreği acılar içinde yanan Demeter tekrar Calpe’ye gelerek kendini bir mağaraya kapatır, herkesten ve her şeyden saklanır. Artık yeryüzüne sonsuz bir kış gelmiştir. Bütün ekinler, ağaçlar, çiçekler, meyveler solmuş; sular donmuştur. Toprak bereketini yitirmiş ve insanlar ekin yetiştirememektedir. İnsanlar ne kadar dua etse de düzelmeyen bu durum karşısında tanrıları suçlarlar. Artık dualar edilmez, kurbanlar kesilmez olur. İnsanların yakarışlarından mahrum kalarak güç yitiren tanrılar telaşa kapılır, sonunda Zeus Demeter’e bir haber gönderir bu kıtlığa son vermesi için. Fakat Demeter onu dinlemez.
Çaresizlik içerisindeki Zeus bu kez Hades’e, Hermes’i yollayarak durumu anlatır ve Persephone’u geri vermesini ister. Hades bu durumdan hoşlanmasa da Persephone’u geri yollama sözü verir. Tanrıların Miora yasası gereği yeraltına her kim Hades’in yanına giderek orada dudaklarına bir yiyecek değdirirse bir daha geri dönemeyecektir. Hades, bunu bilmeyen Persephone’a bir nar tanesi yedirir ve Hermes ile Persephone’u annesi Demeter’e yollar. Bunu haber alan anne Nicomedia’daki tapınağına gelir orada tekrar kızıyla kucaklaşmaya başlar. Persephone annesine olanları, orada yaşadıklarını anlattığı sırada Demeter Hades’in yaptığı kurnazlığı fark eder ve kızının tekrar yeraltına gitmesi gerektiğini anlar. Derhal Zeus’tan yardım ister. Demeter’i de Hades’i de kıramayacak olan Zeus olaya farklı bir çözüm getirir. Buna göre Persephone yılın dörtte üçlük bir kısmını Demeter’in, dörtte birlik kısmını da eşi Hades’in yanında geçirecektir. Bundan pek hoşlanmayan Demeter istemeyerek kabul eder fakat kızının yanına geldiği ilk dörtte birlik anı ilkbahar, ikincisini yaz, kızının kendi yanında geçireceği son zamanı ise sonbahar ve Hades’in yanında kalacağı dörtte birlik zamanı ise kışa çevireceğini, küsüp toprağı kurutacağını, havayı karartacağını ve tüm bitkileri soldurarak yüreğindekileri yansıtacağını söyler.

Her yıl Nicomedia’daki tapınakta birlikte olurlar ve torak canlanmaya ilk Nicomedia’dan başlar. Ayrılık zamanı gelip çattığında; Persephone’u gözyaşlarıyla uğurlayan anne tekrar Calpe’deki mağarasına girerek yüreğinin aynasını kışa çevirir.


Nicomedia halkı Persephone’un annesi Demeter’in yanına geldiği ilk gün, hayatın yeniden canlanması uğruna bir şarap festivali düzenler ve bu festivale OINOPOSION adı verilir.
 
Support : Creator | Hakan Polat | HKNPLT Template
Copyright © 2011. Sahici Martavallar - All Rights Reserved
Template Created by Creator Published by HKNPLT Template
Proudly powered by Blogger