Copyright © Hakan Polat (HKNPLT)
Çeşitli Martavallar

Tek zeki canlı insan mı?

   İnsanın varolan tek zeki canlı olma sıfatını modern bilim yerle bir etmeye devam ediyor. Bilimin bize sunduğu veriler dahilinde beyni olan her canlının zeki ve bilinçli olduğunu biliyoruz. Bu nedenle hayvanların sadece içgüdüleri ile hareket ettiklerini söyleyemeyiz. Onlarında bizim gibi düşünüyor, analiz ediyorlar, algılıyorlar, kararlar alıyor olmasını görmemiz ve kabul etmemiz gerekiyor. Bazı hayvanlar yine de davranışlarının büyük bir kısmını içgüdüsel olarak yapmakta. Ancak buna rağmen sabit davranış hareketlerini tekrar ediyor olsalar da pek çoğunun kayda değer zekası var hatta bazı insanlarda olmadığı kadar.

    Doğal yaşam alanlarını saygısızca tükettiğimiz her canlının bir varolma sebebi olduğunu ve bu dünyayı onlarla paylaştığımızı unutmayalım. Aşağıda izleyeceğiniz video bunu daha iyi açıklıyor olsa gerek.



Teori Nedir?

    Çok yaygın bir yanılgı, teorilerin “kanıtlandığında” kanun olacağı yönünde. Oysa “bilim”de böyle bir şey söz konusu değil. Eğitim sistemimizin bozukluğundan mıdır bilinmez, insanlarımız bilimsel bir gerçeğin ortaya çıkışının; tez > hipotez > teori ve nihayet kanun şeklinde olacağını düşünüyor.

    Malesef eğitim sistemimiz bu yanlış bilgiyi zihinlerimize kazıdı ve kazımaya devam ediyor.

    Teori, bir olguyu açıklama amacı güden ve kanıtlarla desteklenebilen açıklamalar bütünüdür. Bilim, teorileri ispatlama amacı gütmez ve bunun için çaba göstermez. Çünkü sağlam bir teori, zaten kanıtlar tarafından desteklenir ve gücü ölçüsünde yaygın kabul görür. O nedenle bilim, teoriler için “kanıt” toplar; açıklama gücüne bakar. Gerekirse yeni kanıtlarla destekler.

    Bir teorinin “terkedilmesi” için, hem onun açıklayabildiklerini, hem de açıklayamadıklarını “daha iyi” izah edebilen başka bir teorinin ortaya konulması gerekir. Örneğin; evrim teorisi “şunu şunu açıklıyor”, ama “bunları bunları açıklayamıyor” demek, o teoriyi geçersiz kılmaz. Aksine, teoriyi güçlendirmek için daha fazla çalışılması gerektiğini gösterir. Zaten bilim insanları da bunu yaparlar…

    Teoriler, “bazı şeyleri iyi açıklayamadığı için” çöpe atılmazlar. Teorilerin açıklayamadığı alanları aydınlığa kavuşturmak için teori geliştirilmeye ve teoriyle çelişmeyecek yeni ek teorilerle desteklenmeye çalışılır. Sonuçta ortaya çıkan teori, “iş görüyor” ise kullanılmaya devam edilir.

    Örneğin, Newton’un kütleçekim teorisi; yüzyıllar boyunca gökcisimleriyle ilgili hesaplarımızda kullanılmış, gayet başarılı bir teoridir. Fakat, Einstein’ın görelilik teorisi, Newton’un teorisinden çok daha ileridedir ve bambaşka bir bakış açısı getirir. Buna rağmen, Newton formülleri “daha pratik” olduğu için, çok hassas hesap gerektirmeyen alanlarda (mühendislik vs) kullanılmaya devam ediliyor. Yani Newton teorisi yanlış değil. Sadece Einstein’ınki daha doğru.

    Son bir örnek verelim:

    Gezegenler güneş çevresinde dönüyorlar. Hareketlerini nasıl hesaplayabiliriz? Tabi ki, Newton’un kütleçekim teorisi ile. Peki, bazı gezegenlerin, mesela Merkür’ün yörüngesini bununla hesapladığımızda yanlış çıkıyor, ne yapmalıyız? Elbette, Einstein’ın görelilik teorisini kullanmalıyız.

    Özetle, ne büyük patlama teorisi, ne atom teorisi, ne elektromanyetizma teorisi, ne sicim teorisi, ne de evrim teorisi aradan binlerce yıl geçse de “kanun” olmayacak. Yerlerine daha iyi teoriler geliştirilse bile, gerektiği sürece kullanılmaya devam edecek.

Zafer Emecan'dan alıntıdır. (http://www.kozmikanafor.com)
 
Support : Creator | Hakan Polat | HKNPLT Template
Copyright © 2011. Sahici Martavallar - All Rights Reserved
Template Created by Creator Published by HKNPLT Template
Proudly powered by Blogger