Copyright © Hakan Polat (HKNPLT)
Çeşitli Martavallar

Into The Dark


     Karanlığın içindedir ya insan zaman zaman, yakamozlarda kaybolur hani ve ağırdır yükü. Ne ay umurundadır, ne kopan fırtınalar, ne de umutlarını çalan sisli havalar. Dalar gider, derine daha derine de boğulur ya bazen yutkunarak içine attığı hıçkırıklarda, aşk için attığı sessiz çığlıklarda. Zaman...Zaman...Karanlıkların içinde.

Müzik : Jesse Cook - Into The Dark


Hayat


        Karakalem çizdiğim resimler gibi bu hayat. En renkli düşlerin bile siyah beyaz bırakılıyor, gök kuşağındaki renklere sahip olsan da kağıtlar renk tutmuyor. Konusu olmayan bir film adeta, sahne yalan, roller yalan, oyuncular yalan. Milyarlarca sözcük kullanırsın; ya boşluğa çarpar kalır, için burulur, ya bumerang gibi döner seni vurur. “Ne gereksiz bir yerdeymiş bu dil” dersin, dil beyinde olsun da; beyin yalansız dile gelsin istersin. Usul usul işler adamın ciğerine bu hayat sevgileri, mutlulukları, acıları, çileleri, bir sabah uyandığında her şey değişecekmişçesine gerçekçi, kuru bir dala su yürüyüp canlandırmasını umacakmışçasına da afaki. 

Yazı ve Çizim : Hakan POLAT


Kuzey Rüzgarı


        Boşu boşuna bir boşlukta patlamış şarapnel parçası insanlardan sadece biriydi, sağa sola umarsızca dağılıvermiş.  Her gün; ayrı bir bombalı saldırı, boşluğa öylesine atılmış çığlıklar, saçma sapan haykırışlarla uyanışları vardı. Çekilmeyi unutulmuş bir sifonun götüremediği pislikler sarmıştı her tarafını. Oysa; tanrısal armağanları hak eden biriydi.  Rüzgâr olup esmek istedi sonraları. Umutlarını, düşlerini, sevdasını yüklemekti sırtına, yol almaktı tek arzusu olabildiğince hızlı ve erişilmesi zor kar beyazı dağlara. Kuzeyli bir rüzgar oluverdi aniden, çılgınca ve nasıl estiği hiç belli olmayan soğuk bir kestane karası. Kah indi ovalarda dans etti çimen yeşili kırlarda, kah esti bulutlara şekiller verdi vermesine de kuzeyliydi bir kere.  Hırçın olur yıldızdan eserdi, yılgın olur poyrazdan, yorgun olur karayelden. Bir gün güneyli bir rüzgara yakalanıp da, yağmur olup dökülene kadar…HKNPLT

Fotoğraf : Dragan Todorovic


2012 Aralık ayı sonun başlangıcı mı olacak? Yoksa ....


    Bilim adamları uydular aracılığı ile ilk kez 1961 yılında keşfettiler Pleiades’i çevreleyen foton kuşağını. Bu foton kuşağı *
*Foton Kuşağı (Foton Kemeri)  Huge terroid veya yaklaşık 26000 yıllık bir döngüde Samanyolu galaksisinin girdiği bir yüksek  enerji fotonlarından oluşan kuşak..
barındırdığı yüksek enerji nedeniyle bilinen evren üzerinde oldukça büyük etkiye sahip ancak sanıldığı gibi yada bazı felaket tellallarının ifade ettiği gibi kötü etkiler yaratmayacak. Güneş sistemimizin 1962 yılında bu kuşağa girdiği ve hatta dünyamızın da 1987 yılında ikinci enerji seviyesi olan düşük enerjili kuşağın kendi aurasına girdiği net olarak biliniyor. 2000 ışık yılı kalınlığındaki bu kuşak evrende birçok etkiye neden olurken dünyamız ve canlılar üzerinde nasıl bir etkiye sahip olacak?

    Dünyamız mainstream olarak adlandırılan ana akım kaynağına 2011 yılında girmeye başladı ve bu durum bilim adamlarınca yapılan tespitler neticesinde evrenin maksimum yayılma noktasına ulaşacağı ve zaman kavramını da bir şekilde etkileyeceği gerçeğini ortaya çıkardı ki bu duruma zaten Maya ve Aztec takvimlerinin bize verdiği bilgiden aşinayız.

    Evrenin bu kuşak sayesinde edindiği daralma ve genişleme ritmi bazı çevrelerce Tanrının nefes alıp vermesi olarak nitelendiriliyor ve ilginç olan şu ki; bu zaman aralığını kapsayan her nefes 11000 yıla karşılık geliyor yani ister tesadüf deyin, ister başka bir şey Pleiades yıldız grubundaki Alcyone merkezi güneş sistemindeki döngüsüne de aynı sürede tamamlıyor.  Daha önceki yazılarımdan Alcyone hakkında verdiğim bilgiyi hatırlayınız.

    Dünyamızın oluşumundan bu yana defalarca geçtiği bu kuşakta gezegenimiz her seferinde bir değişime uğradı. Buzul Çağı ve buzulların oluşumu, kanyon oluşumları ve Pasifik okyanusunun oluşumu, ve son olarak günümüz ekosistemindeki dağ oluşumları, volkanik hareketler, depremler gibi. Foton kuşağının dönüş hızının her bir yüzyılda 5.5 derece/saniye ile hareket etmesi nedeniyle dünyamızın oluşumundan buyana ikinci kez aynı noktadan geçecek olması bazı çevrelerde acaba yine benzer doğa olaylarının yaratacağı yıkım etkisiyle karşılaşacak mıyız  sorusunu gündeme getirmekte. Fakat gözden kaçan bir nokta var ki o da; Maya ve Aztec takvimlerinden yola çıkılarak yapılan yorumların yanlışlığı. Takvimlerin benzer şekilde son buluyor olması aslında Einstein’ın da varsaydığı gibi genişleyen zamanın bükülerek farklı bir boyut kazanmasıdır. Öyleyse gezegenimizi ve içinde barındırdığı canlıları nasıl bir değişim süreci bekliyor olabilir? Olası ihtimaller neler?

    2012 yılı aralık ayında dünyamız 3. Enerji seviyesine girdiğinde öncelikle 5-6 gün sürecek olan karanlık bir süreç başlayacak ve foton kuşağının merkezine girildiğinde ise artık hiç gece olmayacak. 21 Aralık günü dünyamız kör nokta adı verilen bölüme girecek bu bölümde yeryüzündeki elektrikli hiçbir cihaz çalışmayacak. Özellikle insanlar 2 sarmallı DNA yapısından 12 sarmallı DNA yapısına geçecek, duyu ve algılama sistemi güçlenecek. İnsanlar üzerindeki bu değişim kısa bir süreliğine kaosa dönüşecek ancak bu durum sayesinde önyargı, yalan ve kötü düşüncenin olmadığı bir dönem başlayacak.  22 Aralık gününden itibaren Atmosfer basıncı fark edilir düzeyde düşecek ve yerkürede soğuma başlayacak takip eden sonraki birkaç gün içerisinde atmosferimiz tan vaktini andıran bir ışıma ile aydınlanacak, foton enerjili aygıtlar yavaş yavaş çalışmaya başlayacak, yıldızlar tekrar belirmeye başlayacak.  24 saatlik bir gündüz süreci başlayacak tüm canlılarda bir canlılık, zindelik belirecek ve son gün dünya yeniden ısınmaya başlayacak. Dünyamızın bu kuşaktan çıkması 2000 yıl süreceği biliniyor ve bu süreç içerisinde sanılanın aksine felaketler değil, ciddi bir uyanış, süperbilinç, telekinezi ve telepati gibi pisişik güçlerle karşılaşacak insanoğlu.

Devam edecek...

Hakan POLAT


Kaynaklar ve İncelenmesi Gereken Bilgiler :
Virginia Essene – Galactic Human
Barbara Hand Clow, - A New Cosmology fort he Age Of Ligt
Arthur H.Comton - X ışınları ve Eritrosit Doğa Kuramı
Albert Einstein - Quantum Physics
Max Planck – Atomic Quantum Theory






 
Support : Creator | Hakan Polat | HKNPLT Template
Copyright © 2011. Sahici Martavallar - All Rights Reserved
Template Created by Creator Published by HKNPLT Template
Proudly powered by Blogger