Copyright © Hakan Polat (HKNPLT)
Çeşitli Martavallar

Uzaktaki Yalnızlıklar




       Bir gün diyorum kendi kendime; gördüğüm tüm düşleri sıralasam bir tuval üzerine ve seni anlatsam kendime, hani içimdeki o yabancıya. Anlatsam diyorum ama korkuyorum. Her gördüğüm düşte ayrı bir sen ve tanrım; offf hepsi ayrı bir güzel. Uyandığımda yanımda kırık bir yalnızlık buluyorum, her düşün ardında kalan. Bulanık gözlerle kalıyorum yastığa gömülü "bu günde yok, çok uzaklarda" diyorum. Elime kalemi alıp çizmek istiyorum yada ne bileyim sayfalar dolusu anlatmak istiyorum seni ama kıskanıyorum. Vücudumdaki her organa, her uzva paylaştırıyorum senin bir parçanı, ellerime elini, yüzüme yüzünü, göğsüme göğsünü, dudaklarıma dudaklarını. Kimi zaman yükleyip rüzgara kokunu bana taşı istiyorum ama korkuyorum, kıyı kıyı dolaşır da değişir ulaşamadan diye. Gömülü kaldığım yastıkta boğuluyorum, nefes nefese kalkıyor yüzümü yıkıyorum. Islak parmaklarım saçlarıma dokunduğunda, bakıyorum ki sen varsın aynamdaki ufkumda.

       Kapatıp gözlerimi kendi karanlığımda bir başıma kalıyorum yine sen ve senin siluetin aklımda. Ortamızda bir masa hayal ediyor; oturuyorum kahvaltıya. İki bardak çay, biraz yeşillik, zeytin, peynir. Sen başlamadan elim gitmiyor hiçbirini yemeye, endişe duyuyorum, dokunduğumda kaybolacak biliyorum...

        Giyinip sokağa çıkıyor; güneşe bakıyorum ve kamaşmış gözlerimle içimi saran o gülümsemeni görüyorum. Güneş kadar uzaklarda olmana rağmen içimi ısıtacak kadar da yakın olmana bayılıyorum. Gittiğim yollarda eşlik ediyorsun bana, dudaklarımda bir şarkı; "benimle kal" diyorsun. Sen kulaklarıma fısılda istiyorum o şarkıyı, içim ürpersin nefesinin ılık rüzgarından. Yürüdüğüm yollar her an sıradan bir boşluk gibi uzuyor önümde, sen benimle kaldığın sürece umurumda da değil hani. Zira sen; uzayan yollarımda kısalan hasretimsin. Karşılaştığım her cisme bir isim veriyor ve senden bahsediyorum onlara, yazdığın ilk kelimeleri anlatıyorum, hepsinde umut yüklü bir gülümseme.

        İşe gelip masama oturuyorum, tam da sabah kahvemi yudumlarken ben; sen giriyorsun ateş kızılı bir saten elbiseyle içeri. Rujsuz çıplak dudakların fincanıma dokunuyor gönlüme dokunduğun gibi, gözlerin kapalı bir yudum alıyorsun bense çöküp kalıyorum telve gibi. Bir süre sonra anlıyorum ki bu da hayal... Yitip giderken sen; karaya oturmuş bir tekne misali yığılıyorum öylece, düş üstüne düşler görüyorum da seyir defterine bir not düşemiyorum, korkuyorum sadece orada yazılı kalırsın diye.

        İşten çıkıp dönüş yoluna koyuluyorum. Kalabalıkların arasında bir başınalığın tercihini yapıyorum seninle kalmak için ve içim öylesine yanıyor ki sorma. Yüreğimi delen gözyaşı havuzunda serinlemek için çırpınıp duruyorum. Herkesin bildiği ama kimsenin benim kadar bilmediği bir yol da ezbere gider gibiyim. Kendi koşullarında önemsizleştirilmiş bir şey değil bu, şimdi, şimdi ben artık seni çok daha da sevebilmenin ötesinde, kör kütük sarhoşluğunun eşiğindeyim. Sen benim yansımalarım, uzaktaki yalnızlıklarımsın...

HKNPLT



 
Support : Creator | Hakan Polat | HKNPLT Template
Copyright © 2011. Sahici Martavallar - All Rights Reserved
Template Created by Creator Published by HKNPLT Template
Proudly powered by Blogger